Rota Latin Amerika

tek yön biletle başlayan ucu açık bir yolculuk

  • Son Yazılar

  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Sayaç

    • 51,860 kişi siteme bakmış. Fena değil...

Patagonya’da 7 El Turco

Posted by Engin Kaban Temmuz 6, 2010

Patagonya’da 7 El Turco

Şili #2: Puerto Natales

86. gün  (20 Mart)

Kendi dilimde konuşmayı, geyik muhabbetini özlemişim. Bir, üç, beş derken sonunda yedi Türk biraraya geliyoruz dünyanın bir ucunda. Hepimizi rüzgar öyle veya böyle atmış Patagonya’nın dibine. Ne yapıyoruz buralarda belli değil; aklı başında bir Allahın kulu çıksa da açıklasa keşke.

Şili’nin Puerto Natales kasabasındayım. Buranın önemi, yakınındaki Torres del Paine Milli Parkı’ndan geliyor. Bu milli park her yıl dünyanın dört bir yanından doğa tutkunlarını mıknatıs gibi kendine çekiyor. Dünyanın en meşhur yürüyüş parkurlarından biri olarak biliniyor. Şili’nin turizminde önemli bir yeri olan, ve dolayısıyla da inanılmaz pahalı olan bir bölge.

Punta Arenas’dan otobüsle bir Cumartesi günü geçiyorum Puerto Natales’e. Sırtçantalılar Grubu’ndan (http://www.sirtcantalilar.com/) irtibatta olduğum, Güney Amerika yolculuğunda olan Eda – Tansu çifti (http://zoodayolda.blogspot.com/) ve Dünya turunun Güney Amerika ayağında onlara katılan yakın arkadaşları Efe (http://ezberbozanefe.blogspot.com/) ile haberleşerek burada buluşuyoruz. Onlar birkaç gün önce geldiklerinden kasabanın muhtarlığına soyunacak kıvamdalar zaten. Özellikle mahallenin kasabıyla kurdukları yakın bağlar sayesinde esnaftan iyi destek alacaklarına eminim; bu konuya ileride detaylı değineceğim. Puerto Natales’de birkaç yıldır rehberlik yapan Cem ise bana geçtiğimiz haftalarda mesaj atmıştı bir e-posta grubunda yazımı görüp, onunla da buluşuyoruz. İlerleyen saatlerde sayımız daha da artıyor.

Doğa, dağ-taş hastası bir insan olarak esasen ben burada milli parkta 5 ila 10 gün arası süren kamplı ve bol yürüyüşlü rotaları yapmayı planlıyordum. Parkurlarla ilgili birçok teknik bilginin anlatıldığı, her gün tekrarlanan 1 saatlik sunuma Türk tayfası, ve Couchsurfing’den tanıdığımız birkaç kişiyle birlikte katılıyoruz. Nihayetinde, elimdeki malzemelerle bu parkuru yapamayacağıma karar veriyorum. En basitinden benim yazlık çadır ve seyahat tulumu, buranın çetin şartları için yeterli değil. Her ne kadar Patagonya’da diğer bölgelerde bu malzemelerle kamp yapmış da olsam, burada zorlamamam gerektiği aşikar. Birkaç eksik malzemem daha var tabii ki. Bu kasabada, fiyatları oldukça yüksek de olsa, her türlü malzemeyi kiralamak mümkün esasen. İşte bu noktada büyük bir ikilemin içine düşüyorum. Bir alternatif malzeme kiralayıp, oradaki diğer yabancılarla ekip olup inanılmaz bir doğada günlerce sürecek çetin bir maceraya atlamak var. Diğer tarafta ise, sadece 1 saat önce tanıştığım ama çok kafa insanlar olduklarını daha ilk anda anladığım Eda-Tansu-Efe ile araba kiralayıp, huzur ve rahat içinde güle oynaya milli parkta dolanmak. Veeee, rahatı eğlenceyi muhabbeti seçiyorum.

İlk başta çadır kiralama planları yaparken şimdi “Rent A Car” dükkanlarını tek tek dolaşırken buluyorum kendimi. Dört Türk bir araya gelmiş, “bu güzel ortamın minimum masraf maksimum konforla nasıl tadını çıkarırız”ın sınırlarını zorluyoruz. Tüm alakalı dükkanları dolaşıp, piyasayı iyice yoklayıp, en nihayetinde kıyasıya pazarlıkların ardından, hala nasıl olduğunu anlayamadığımız uygun bir fiyata Nissan 4X4 aracımızı kiralıyoruz normal binek araçlardan bile daha ucuza. 5 kapılısına paramız yetmediği için 3 kapılı ufak modeli alıyoruz. Aslında 2 gün kiralayacaktık ama Türk ekibini galeyana getirip (evet burada açıklıyorum, benim gazımla oldu) 3 günlüğüne kiralıyoruz arabayı.

Sonraki hedefimiz süpermarket oluyor. Sırtçantasıyla dolandığımızda ağırlık optimizasyonu nedeniyle gramın hesabını yapan bizler, nasıl olsa altımızda araba var diyerek ne bulursak alıyoruz. Koca bir alışveriş arabası tepeleme doluyor. 6 litre şarabımız, çerezimiz, 48 adet sandviçimiz, bilimum ıvır zıvır yiyeceğimizle sportiflikten uzak, daha çok keyif-muhabbet faaliyetine gider durumdayız. Akşam için aldığımız patateslerden, etlerden falan hiç söz etmiyorum şimdilik.

Şen şakrak, bağıra çağıra yaptığımız çılgın süpermarket alışverişi sırasında bıcır bıcır bir bayanın yanımıza yaklaşıp “aaa Türkçe konuşuyorsunuz???” demesiyle sayımız bir daha artıyor. Gel diyoruz gel, sen de katıl kulübe. Gülcan da aylardır Güney Amerika yollarını kateden çılgın Türklerden diğer bir tanesi (http://atlasname.blogspot.com/). Akşam gideceğimiz bara onu da çağırıyoruz.

Her yerimizden poşetler sarkar şekilde marketten arabamıza varıyoruz. Efe açıyor bagajı, yerleştiriyoruz herşeyi ve kapatıyoruz. Sonra bineceğiz, ama binemiyoruz. Çünkü anahtar kapıyı açmıyor. Bir daha deniyoruz, olmuyor. Ama, ama, bu bizim araba değil ki!!! Bir anda başımızdan kaynar sular dökülüyor, diğer taraftan da gülmekten yarılıyoruz. Toplam değeri 140 lirayı geçen malzemelerin maddi değerine mi yanalım, şaraplara, mangal hayallerine mi bilemiyoruz. Onca yiyecek içeceği başka birinin aracına koyup üzerine bagajı kapatmış durumdayız. İnanılır gibi değil. Araç bizimkinin aynısı, sadece farklı renkte olanı. Bizimkisi 10 metre ileride duruyor. Durum böyle olunca, o heyecanla kimse rengi falan görmüyor. Anahtar da bagajı bir şekilde açıyor, ama şimdi tekrardan zorlamaya korkuyoruz.

Hemen aracı kiraladığımız abiye koşup durumu anlatıyoruz. Neyse ki, büyük bir şans eseri, araç onun aracı çıkıyor. Bagajı açıp yiyeceklerimizle bizi tekrar buluşturuyor. “Gençler aman dikkat edin, böyle olmaz bu işler” diyerek bizden kıllandığını da ima ediyor inceden. Adam haklı. Henüz kasabanın merkezindeyiz, dakika bir gol bir. Daha bu araçla dağlar aşacağız…

Akşam bizimkilerin kaldığı hostele gidiyorum mangal muhabbetine. Hostelin sahibini de kafalamışlar zaten, onun deyimiyle “Türk mafyası”na dahil olmuş kendisi de. Hep birlikte arka bahçede cazır cuzur et yapıyoruz. Yanında şarap, salata, köz patates. “Hayat bize güzel valla” diyerek tokuşturuyoruz kadehlerimizi serin Patagonya gecesinde. Azimle mutfaktan şarap kadehleri bularak herkesi su bardağından kurtarmam, Türk camialarında “ooo Fransız mösyö Engin” yorumlarına neden oluyor. Keyif benim değil mi, şarap dediğin ince kadehten içilmeli. Benim için keyif söz konusu oldu mu akan sular durur.

Et konusunda Efe ve Tansu’nun Şili ve Arjantin’de gözü dönmüş durumda, ben bunu anlıyorum. Sokaklarındaki kasap çalışanlarıyla kanka olmuşlar zaten, her gün mangal her gün mangal. Kasabın girişinde bir ziyaretçi defteri olduğu gözüme çarpıyor. Kasap değil güzel sanatlar müzesi sanki, ziyaretçi defteri ne alakaysa. Zaten son yazının tarihinin yaklaşık 1 yıl öncesi olduğunu farkediyoruz. Ama tabi biz Türkler olarak bu deftere de Patagonya’nın etleri hakkındaki izlenimlerimizi aktarmadan geçmiyoruz. Bizim kahkahalar arasındaki et alışverişimiz sırasında kasap çalışanlarının tuhaf bakışları hala gözümün önünde.

Türk ekibiyle bu güzel muhabbetimizi gecenin ilerleyen saatlerinde kasabanın gece hayatında devam ettiriyoruz. Kasabanın gece hayatı dediğim de toplam mevcut 2-3 bardan birine gitmek anlamına geliyor. Herkesin ya 10 gündür dağda kamp yapıp geri geldiği için yorgun bitkin olduğu, ya da ertesi gün sabahın köründe dağa gideceği için erken yatıp enerji toplamayı planladığı bu kasabada birşey düşünmeden çılgınca eğlenen, zevk sefa peşinde olan bi biz Türkler varız zannedersem. Buranın yerlisi Cem’in doğumgününü kutluyoruz. Serkan ve Gülcan’ın da katılımıyla sayımız tam yedi oluyor. Patagonya’da 7 El Turco.

Gece 2:30’da bardan ayrılıyoruz. Sabah 5:30’da kalkıp 6’da yola çıkacağız ayılabilirsek. Bekle bizi Torres del Paine. Türkler geliyor…

Engin Kaban

29 Mayıs  2010 – Buenos Aires

Reklamlar

4 Yanıt to “Patagonya’da 7 El Turco”

  1. Semra Sezgun said

    Engin ,
    Yazini okurken isi gucu birakip hemen kendimi yollara vurmak istedim.
    Giptayla ve birazda ic gecirerek [galiba kiskandim 🙂 ] yazini okudum.
    seyahatinde booool keyif diliyorum.

    hoscakal

  2. Onur Keçi Gaiola Serçe said

    Okurken en çok eğlendiğim yazılarından biri olmuş. 🙂

  3. verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler oldukça faydalı bir site olmuş başarılarınızın devamını dilerim

  4. […] El Turco için bakınız: https://rotalatinamerika.wordpress.com/2010/07/06/patagonya%E2%80%99da-7-el-turco/ […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: