Rota Latin Amerika

tek yön biletle başlayan ucu açık bir yolculuk

  • Son Yazılar

  • Kategoriler

  • Arşiv

  • Sayaç

    • 51,833 kişi siteme bakmış. Fena değil...

9

Posted by Engin Kaban Eylül 24, 2010

9

Bugün 24 Eylül 2010. Tamı tamına 9 ay olmuş.

İnanılır gibi değil gerçekten de. 24 Aralık 2009 gecesi, Türkiye’de kış iken Brezilya’da yazın ortasına inişimi çok net hatırlıyorum. Gezdiğim onca ülke, şehir, kasaba, köy… Hepsi sanki dün gibi.

Geriye dönüp baktığımda yaşadıklarım tek kelimeyle muhteşem. Birçok şey tam önceden tasarladığım gibi, bazı şeyler ise tahmin edemediğim şekillerde gelişti. Ve herbiri benim için yeni yeni tecrübeler oldu ve  olmaya devam ediyor. Bunların birçoğunu ilk 6 ayın sonundaki yazımda paylaşmıştım (bkz. https://rotalatinamerika.wordpress.com/2010/06/24/hayalimdeki-yolculugun-ilk-6-ayi/)

Dokuz ayda yedi ülke gezdim. Yola çıkmadan önce kafamda tasarladığım genel olarak ülke başına bir ay ortalamasıyla örtüşüyor sayılır. Arjantin’de nasıl olduğunu anlamadan neredeyse 4 ay geçirdiğimi düşününce genel rakamlar makul seviyede.

Kabaca 1 sene olarak düşündüğüm yolculuk ise şu koşullarda pek 1 senede bitmeyecek gibi duruyor. Güney Amerika’da önümde Venezüela, Kolombiya ve Ekvador var. Hatta ucuz yolunu bulabilirsem Galapagos adalarına da geçebilirim. Geriye kalan üç Güney Amerika ülkesi olan Guyana, Fransız Guyanası ve Süriname’ye gitmeyeceğim çünkü vize istiyorlar ve vizeleriyle uğraşacak kadar ilgi duymuyorum kendilerine.

İlk başlarda Güney Amerika’yı bitirince direkt ABD’ye uçmayı düşünüyordum, ancak şimdi seyahatime kara-deniz yoluyla devam etmeye karar verdim. Orta Amerika ülkelerinden ve Meksika’dan geçerek ABD’ye varmayı tasarlıyorum. Arada yaklaşık 8-9 ülke var gözüküyor, ama hepsi çok küçükler. Tamamını toplayınca bir Güney Amerika ülkesi anca ediyor; yani muhtemelen oraları geçişim hızlı olacaktır.

Öte yandan asıl şu an beni heyecanlandıran Amazon yolculuğum var. Uçak biletimi bugün aldım. Önümüzdeki hafta, dünyanın kara ulaşımı olmayan en büyük yerleşim yeri olma özelliğini taşıyan Iquitos şehrine uçuyorum. Her ne kadar doğayı çok seven bir insan da olsam, özellikle küçük börtü böcüklerden çok hoşlaşmadığım için Amazonlar’da aşırı yaymam diye tahmin ediyorum; ama belli de olmaz.

Amazonlar’ın ardından Venezüela-Kolombiya-Ekvador üçlüsü geriye kalıyor. Üç ülke de her yönden hem çok çekici ve renkli, hem de çok tehlikeli gözüküyor. Bugün itibariyle genel araştırmalarımı yapmaya başladım, çok enteresan şeyler bekliyor gözüküyor bu topraklarda beni. Zamanı geldikçe, yaşadıkça paylaşırım; tabi okuduklarımın bir kısmını yaşamak istemem.

Artık çok ciddi anlamda yorulduğumu, ve birtakım şeyler için doyum noktasına ulaştığımı da farkediyorum. İlk zamanlardaki gibi heyecanlanamıyorum herşeye, daha sakinim. Kendi halimde vakit geçirmekten çoğu zaman daha çok keyif alıyorum. Etrafımda, özellikle hostellerde kaldığım zamanlarda, bol miktarda olan “çılgın partici gringo gençlik” den uzak duruyorum; tıpkı şu satırları yazıyor olduğum Cuma gecesi olduğu gibi. Yolculuğum sanırım her geçen gün biraz daha “içsel” bir hal alıyor; zaten en başından beri esas istediğim de buydu. Her ne kadar daha aylarca gezecekmişim gibi gözükse de hemen yarın dellenerek kendi isteğimle veya herhangi bir zorunluluk nedeniyle geri dönmem gerekse üzülmem aslında; görceğimi gördüm, yaşayacağımı yaşadım esasen.

Farklı farklı birçok durumla sürekli mücadele ediyor olmak da ciddi enerji tükettiriyor. Bunu özellikle son 1,5 ayımı geçirdiğim Peru’da çok fazla yaşadım ve artık bıktım diyebilirim. Gözünün içine baka baka yalan konuşan insanlar, her fırsatta kazıklamaya çalışan satıcılar, bineceğim her taksi için saçma sapan pazarlık etmem gerekmesi, yolda “hola amigo” diye yanaşan tiplerin muhabbetin ilerleyen safhalarında ot satıcısı çıkmaları, kalabalık ortamlarda sürekli çantayı cebi, önü arkayı kollama telaşı, 10 kişilik hostel odalarında son derece yaygın olan hırsızlık olaylarına kurban gitmemek için önlemler almak ve daha birçok şey. Tek istediğim sokakta huzurlu, rahat yürüyebilmek artık. Sanırım Güney Amerika’dan direkt olarak, yaşam koşullarına her anlamda hayran olduğum İskandinavya’ya geçip refah-huzur konusunda diğer bir uç noktayı yaşayıp kendime gelsem çok iyi olacak.

Bu dokuz aylık sürecin bana öğrettiği en önemli şeylerden bir tanesi de “uzun süreli yolculuk”, veya benim deyimimle “mobil yaşam deneyimi”nin herhangi bir kısa (birkaç hafta ya da 1-2 aylık) seyahatten çok ama çok farklı olduğu. Yaşanılanlar, ruh hali, düşünce yapısı, gerektirdikleri, getirdikleri ve götürdükleri…

Öyle bir an var ki; o modu bir kez yakaladınız mı ya herşeye rağmen bağımlılık haline dönüşüp devam edersiniz, ya da pes edip bırakırsınız. Ben bu kritik noktaya 5,5 ayın sonunda gelmiştim ve “devam” demiştim. (bkz. https://rotalatinamerika.wordpress.com/2010/06/09/devam/) Şu an 9 ay oldu ve ara ara yakınıyor gibi gözüksem de hala “devam” diyorum. Çünkü bir kere bu yaşam şekline alıştım.

Ancak bu yolculuk bana bir şeyi daha öğretti. Tüm yaşamım boyunca bu şekilde “devam” edemeyeceğimi de biliyorum. Gezmeyi görmeyi, değişikliği, kısacası “yaşamayı” çok ama çok seviyor da olsam “yerleşik hayat”ın güzelliğini de bu yolculuk sırasında anladım. Burada herhangi bir şehirde çevremdeki insanlarla nereye gidersem gideyim bana “gerçek arkadaşlarım”la Alsancak’ta bira içmenin keyfini vermez, veremez. Veya yorucu bir günün sonunda kendi evimde uyumanın, çevremde ailemin, dostlarımın, sevdiklerimin olmasının huzur ve mutluluğunu.

Zaten tekrar evine dönecek olmak da yolculuğa heyecan veren en önemli unsurlardan bir tanesi. Bekleyenlerin olması ve de. Aksi takdirde çok daha farklı, çok daha eksik olurdu herşey muhtemelen. Daha çok bir “kaçış” olurdu. Ben ise kaçmadım; sadece biraz “değişiklik yaptım”.

Ara ara bağırmak çağırmak, sesimi duyurmak istiyorum. Dünyanın her noktasında beni duyabilen, hislerimi paylaşabilen, yaşadıklarımı azıcık bile olsa anlayabilen birilerinin olduğunu bilmek güzel. Bu şekilde ben daha çok yazarım.

Beni duyabilenlere sevgilerle…

Engin Kaban

24 Eylül 2010 – Lima

Reklamlar

18 Yanıt to “9”

  1. Toros said

    Engin selamlar,

    Benim gibi yeni gurbete düşmüş birini hüzünlendirdi bu yazın. Özellikle de son satırlar. Olur ya kafana eser Brighton’a damlarsan, bana haber vermeyi unutma. Buralarda hala Efes, nadiren de olsa Yeni Rakı bulunabiliyor 🙂

    • Selam Toros,

      Hüzünlendirebildiğine göre yazı amacına ulaşmış demektir hehehe 🙂

      Brighton’da olduğunu bilmiyordum. Yakın zamanda yolum düşmez ama elbet bir ara düşer, sağol…

      Engin.

  2. Meral Güneş said

    Engin ciğim sıla özlemi düşmüş yüreğine belli ki.İçinden ne yapmak geliyorsa öyle yap.Ama ille de “başladım,bitirmeliyim” diye düşünme.”Artık yeter” diyorsa da gönlün zorlama, gel . Kendine iyi bak,sağlığına çok dikkat et.Öpüyorum seni canım oğlum…..

    • Yorumun için çok teşekkürler Meral teyze,

      Evet hissettiğim gibi hareket ediyorum ve edeceğim. Ara ara böyle geliyorlar, sonra toparlıyorum ama 🙂

      İyi dileklerin için teşekkürler. Görüşmek üzere…

      Engin.

  3. Murat Güler said

    Engin merhaba,

    Bencilce bir istek olacak ama Amazonu da geç öyle bitir seyahatini en azından… Yoksa kim anlatacak bize bu denli güzel bir şekilde Amazonları??
    Yolun açık olsun

  4. Buket Sahin said

    Engincim,

    22 gun suren Portekiz,Ispanya, Fas yolculugum dan birkac saat once dondum.
    DOKUZ AY, dile kolay! bir insanoglunun dunyaya gelme sureci..
    ictenlikle paylastigin o guzel yorgunluklari ve bazen pes etme hallerini cok iyi bilen bir gezgin olarak – ki, benim gezilerim en fazla 2-3 ay surdu – seni can-i gonulden kutluyorum.

    Orta Americayi cok sevecegine eminim. Nikaragua disinda – 280bin nufusluk belize ulkesi de dahil – hepsini gezme sansim oldu, ozellikle Guatemala baskenti GCye 40dak uzakliktaki antik baskent Antigua ve EL peten bolgesindeki flores adasini siddetle tavsiye ediyorum. Antigua da yemekler ve 40hr spanish school da dahil bir ailenin yaninda ayligi $500e kalabilirsin.
    living maya…

    yerlesik hayat ozlemini cok iyi anliyorum, ama inan en fazla 1-2 hafta sonra YOLDA olmanin ve ‘planning next’ heyecani herseyin ustune cikiyor ve yerlesik hayati kekeleyerek yasamaya basliyorsun…

    sirf bu yuzden, ‘down’ oldugun her an bunu aklindan cikarma, o guzel cografyalardaki o guzel insanlarla ‘surrounded’ oldugun icin ne kadar sansli oldugunu unutma…!

    yolun hep acik olsun gezgin dostum.
    buket

    • Samimi yorumlar icin tesekkurler. Duyulabilmek guzel 🙂

      Evet onu da biliyorum, donersem yine kisa bir sure sonra yine bir yerlere gitmek isteyecegim. Zor isler bunlar…

      Orta Amerika hakkında tüyoları isterim daha sonra.

      Lima’dan selamlar…

      Engin.

  5. Filiz said

    9 ay veya 9 gün kişiye göre süre değişiyor ama bence önemli olan o doyma/dolma hissi..Herkeste herhalde farklı anlamlar ifade eder. Bende; bir süre sonra başlangıçta farklı ve ilginç gelenler sıradanlaşmaya başlıyor, çünkü artık bildik oluyor, tanıdık oluyor.. işte o an benim için kaynama noktası 🙂
    hatta mobil yaşam bile sıradan rutin bir yaşama dönüşebilir bir süre sonra. Gerçi istediğin an dönüp gitme ve gidecegin özlemle andığın bir yer olduğu müddetçe hiç birimiz gerçek mobil yaşamın ne olduğunu hissedemeyiz gibi geliyor..Ne dersin? Çünkü mobil yaşam dendiğinde benim kafamda tamamen hedefsizlik ve yalnızlık canlanıyor ve tabii özgürlük!!
    bu arada Amazonların detayını merakla bekliyorum..unutma 🙂
    kendine iyi bak..

    • Sesimi yollardan duyup yazılmış bir yorum daha 🙂 beni çok mutlu ediyor.

      Evet, görecelilik konusunda haklısın kesinlikle. Bakış açısı, içinde bulunulan koşullar, ruh hali …. çok bilinmeyenli bir fonksiyon. Önemli olan bu fonksiyondan en uygun değeri bulup çıkarabilmek….

      Mobil yaşam konusunda yazdıkların da düşündürdü beni. Haklısın aslında, hala döneceğin bir yer olduğunu bilerek ne kadar “mobil” olunabilir ki? Belki de öyle olduğumu sanıyorsam(k) bile öyle değil kimbilir. Kendimi herşeyden “tamamen” koparmak istediğim birşey değil ama, onu biliyorum. Bu kadarı uygun benim için.

      Amazonlara yarım gün kaldı 🙂

      Engin.

  6. Pırıl Yay said

    Engin seninki kadar uzun değildi, ama çok benzer doyum duygusunu ben de 3. ayda Güney Amerika’dan Orta Amerika’ya geçtiğimde yaşamıştım… İlk ülkelerde ilk şehirlerde, bir sokak bile atlamamak için haritaları, kitapları yutup, gücümün sonuna kadar günleri doldururken… sonlara dogru artık “haa o tapınağa da gitmeyeyim, şurada oturup 2 saat kahve içip bakınayım” haline girmiştim. Dış’ın ve çevren her an değiştikçe, zaten gözün daha da odaklı İç’ine de dönüyordu, aynen anlattığın gibi…
    Ama sonra bir duygu geliyor…doğruluyorsun ve yine yollara düşüyorsun.
    Ben eminim, ve senin adına mutluyum ki;
    3 gün sonra geziyi bitirip dönsen de, daha 3 yıl daha sürdürsen de, döndüğünde, TAM zamanında dönüş olacaksın. Ne 1 gün fazla ne 1 gün eksik… Diyeceksin ki, “Evet şimdi Tam Dönüş zamanım”…

    Yolun açık Olsun:)

  7. Barış Çatalyürek said

    Engin selam, sıkı takipteyim, şu 9 ayda yaşadıklarını takdir ediyorum, farklı tecrübeler, bambaşka dünyalar… İnsanın hayata bakışına tamamen yepyeni açılar ekleyen müthiş bir serüven. Sadece dünyayı, yeni kültürleri değil, insan kendini de tanıyor, sınırlarını öğreniyor.

    Kendine dikkat et, içindeki heyecanı ve mutluluğu kaybetme, bizleri hayatta yeni serüvenlere sürükleyen maddiyattan daha çok bunlar.

    Alsancak’ta buluşmak üzere…

  8. “1 ay latin amerika” diye google’ladım, senin blogun ortaya çıktı. bayağı ilham verici. Detaylar için dönüp, dönüp blogu okumayı planlıyorum.
    Gördüklerinden ne kadarını paylaşabilirsen paylaşman dileğiyle. Yolun açık olsun.
    Not: istatistikler süper

  9. tijen said

    Sevgili Engin,
    Bir süredir ben de yollarda olduğum için (seninkiyle kıyaslanamaz, sadece dokuzda biri kadar süre için!) e-postalarında sorduğun sorulara yorum yapamadım, düşüncelerimi paylaşamadım. Dilerim dönüşünde yapılacak kutlama buluşmalarından birine ben de katılabilirim ve seni dinleyebilirim. Sağlıklı, sorunsuz ve iyi anlamda heyecan verici olsun yolculuğunun bundan sonrası.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: